Bilgi Merkeziniz - Aradığınız Herşey Hakkında Bilgi
Google
 

Gençlik » Ergenlik çağı » Gençlik Çağında Cinsel Gelişme

Ergenlik bedensel değişmeleri, kızlara genç kız, erkeklere de, erkek görünümü kazandırır. Buna karşıt olarak hormonların çalışmasıyla erişkine özgü cinsel duygular belirir. Ergen bu yeni, yoğun ve güçlü duygularla tanışmak ve ortaya çıkan yeni duruma uyum sağlamak zorundadır. Bu ise, kendiliğinden oluvermez. Gençten gence değişen bir bocalama ve yadırganma döneminden sonra gerçekleşir. İlk ıslak düşünü yaşayan bir erkek ergen bundan şaşkınlıkla karışık bir haz duyar. Bu yoğun ve yabancı duygular onu allak bullak eder. Cinsel organıyla oynayarak bu hazzı yeniler, ama yasak, ayıp ve günah işlemiş gibi suçluluk duyar. Kendini kirli ve bayağı bulur. Yaptığı kötü işin ortaya çımasından korkar. Ana-babasının yüzüne bakınca işlediği suçu anlayacaklarını sanır. Çevreden edindiği yanlış b,ilgiler ve korkutmaların etkisiyle utancı büsbütün artar. Kendi kendine cinsel doyumun onu hasta edeceğini, aptallaştıracağını, hatta aklını oynatacağını sanır.

Dinsel eğilimin ağır bastığı yörelerde,gençlere cinsel özdoyumnun ya da elle doyumu (masturbasyon) büyük bir günah olduğu aşılanır. Bu işi yapanların annesiyle ya da kız kardeşiyle ilişkide bulunuş gibi günah kar sayılacakları öğretilir. Genç, bir süre, bu büyük günahı işlememeye kendi kendine söz verir. Ancak cinsel duygular baskın çıkar. Bir süre sonra gene şeytana uyar, gene tövbe eder ama son tövbesini de bozmak zorunda kalır.

Genç kızlar genellikle özdoyuma erkeklerden daha seyrek olarak başvururlar ve daha büyük bir suçluluk duygusuna kapılırlar. Kızlara cinsel dürtüleri sürekli bastırmaları doğrudan ya da dolaylı yollardan öğretilmiştir.

İlk aybaşı kanaması çoğu genç kızı ansızın yakalar. Özellikle bunun anlamını bilmeyen genç kızlarda şaşkınlık ve korku büyük olur. anneler kızlarına yeterli bilgi verirlerse, tepkileri daha hafif olur. Ergenliğe beklenmedik biçimde giren genç kızlarda ilk aybaşı kanaması daha çok tedirginlik ve bocalama yaratır (Yörükoğlu, 1996).
Sinir hastalığına elverişli olan kızlar, adet görme olayını çoğu zaman çirkin bir şey gibi düşünürler. Burada rol oynayan neden olgunluk yetersizliği değildir. Bu durum, daha önemli nedenlere dayanmaktadır. Bu nedenler, bütün yaşam boyunca etkilerini gösterirler.

Adet görmeyi çirkin bir şey gibi düşünenler aşırıya kaçan bir utanma duyarlar. Bu utanma, bazı hallerde patolojik bir şekil alır.

Kızlar, çoğu zaman adet gördüklerine inanmak istemezler. Adet gördüklerini kabul etmekten kaçınırlar (Sipahioğlu, 1994).

Kimi genç kız bedenindeki değişiklikleri bir türlü benimseyemez. Ergenliğin getirdiği yoğun duygulardan çok tedirgin olur. Ruhsal olgunlaşmaları geciken kızların çocukluktan genç kızlığa geçişleri daha zor olur. Seksek oynayan bir kızın ansızın kendini bir kadın olarak kabul etmesi kolay değildir. Yemek yemeyerek sulu bir açlık perhizine girerek, çocukluktan kadınlığa girişini yavaşlatacağını sananlar vardır. Kimi genç kızlarda çok yemek yeme sonucu gebe kalındığına inanırlar. Böyle bilinçdışı korkuya kapılan genç kız yemeden içmeden kesilir. Bir deri bir kemik kalana kadar perhizini sürdürebilir. Tıp dilinde ruhsal iştahsızlık (anoreksia nevrosa) adı verilen bu durum oldukça ağır bir ruhsal hastalık belirtisidir, yoğun tedaviyi gerektirir. Başka bir anlatımla, genç kızın cinsel kimliğini yadsıması, ondan ürkmesi durumudur.

Cinsel kimliği yadsımanın çocukluktan kaynaklanan nedenleri :
Annesini sürekli mutsuz gören, kadınlığın ezilme ve acı çekme olduğu sonucunu çıkaran bir kız, evlilikten ve anne olmaktan doğal olarak korkar. Genç kızlığa girişini sevinilecek bir aşama değil, mutsuzlukların başlangıcı olarak yorumlar. Böyle bir genç kız hep çocuk olarak korktuğu geleceği geciktirdiğini sanır (Yörükoğlu, 1996).

Kız ve erkeklerde buluğa girecekleri dönemden yaklaşık bir buçuk yıl önce cinsel içerikli değişiklikler başlar. Bunlar, kızlarda 10 yaşlarında, erkeklerde 11-12 yaşları civarında olmaktadır. Buluğ öncesi denen bu dönemde karşı cinsle ve cinsel sembollerle ilgilenme, daha kadınsı veya erkeksi tavırlar geliştirme gibi davranışlar gözlenebilir. Boyca büyümenin doruğuna çıkması ve buluğa erme, hemen aynı zamanda olduğundan, buluğ öncesi ergende iştah artışı görülür. Ergen adeta hızlı büyüme için gerekli olan protein ve enerjiyi depolamaktadır. Buluğdaki cinsel uyanışı ve diğer değişmeleri başlatan uyarının ne olduğu tam olarak bilinmemektedir. İnsan vücudunda adeta bir iç saat vardır. Ve gerekli olgunluk mertebesine geldiğinde bazı değişiklikleri başlatmak için alarm vermektedir. Ergenlikteki cinsel gelişme kız ve erkek çocuklarda aynı zamanda ve aynı hızda olmaz.

Cinsel gelişme iki türlü incelenir.
1. Esas cinsel Gelişmeler:
Buna birincil cinsel değişiklikler de denir. Üreme organlarındaki değişiklikleri içerir.

2.İlave Cinsel Gelişmeler:

İkincil cinsel gelişmeler de denir. Kız ve erkeklerde beden yapısındaki değişiklikler, s4esteki değişmeler, sivilcelerin artması, bıyık ve sakal çıkması, vücuttaki kıllanma, ter bezlerinin çalışmasındaki artış. Gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüslerde düğümcüklenme, cinsel rüyaların artması, ilave cinsel gelişmeler olarak görülür.

1-)Esas Cinsel Gelişmeler :

Kızlardaki esas cinsel Gelişmeler :Kızlarda ergenliğe girerken görülen en önemli değişiklik adet kanamasıdır. İlk adet kanamasından yaklaşık yıl sonra yumurta üretimi başlar. Yaklaşık her 28 günlük dönemde yumurtalıklardan bir yumurtacık yumurtalık kanalına bırakılır. Döllenme olmadığı sürece kadın üreme organı içinde oluşan dokular vücuttan dışarı atılır. Bu olay adet kanaması şeklinde adlandırılır. Bu kanama dönemi ortalama olarak 6 gün devam edebilir. Kızlar bu sırada hassas ve sinirli olabilirler. Kızlar ilk adet kanamasından sonra bir süre düzensiz olarak kanama olurlar, bu aylar boyunca üreme yeteneği tam olarak kazanılmamıştır. Buna "ergen kısırlığı" denmektedir. İlk halinin genç kızlar için çok önemli, unutulmayacak bir değişiklik olduğu belirtilmektedir.

Erkeklerde esas cinsel gelişmeler : Erkeklerin üreme organındaki değişiklik ortalama olarak yaşlarında başlar. Bu dönemde erkek üreme organı ve erbezleri (testisleri) büyür, erkek üreme hücresi (sperm) üretmeye balar.

2-)İlave Cinsel Gelişmeler:

Beden Yapısındaki Gelişmeler :Seslerin kalınlaşması, yüzdeki sivilcelerin artması, bıyık ve sakalın çıkması, vücutta kıllanma, üreme organlarındaki kıllanma, ter bezlerinin çalışmasının artması, vücut kokusu gırtlakta kıkırdaklaşma, göğüslerde düğümceklenme, cinsel ilave cinsel gelişmenin içerisine girer ve bunlar fiziksel gelişim konusunda anlatılmıştır. (Kulaksızoğlu, 1998).

Cinsel Olgunluk :
İlk meni akıntısı ve ilk aylık kanama karşısında şaşkınlığa kapılıp kendilerine med olduğunu bilemeyen ve hastalandıklarını sanan genç kızların ve delikanlıların sayısı hiç de küçümsenecek gibi değildir.

Bu tip gençlerin büyük bir çoğunluğu, ürkek, yaşıtlarıyla ancak yüzeysel ilişkiler kurabilen kişilerdir.

Kızlar korka korkma annelerine başvurduklarında onlara lütfen bu yeni duruma nasıl uyum sağlayacakları ve ne kullanacakları açıklanır. Bu da çoğunlukla sevimsiz bir havada gerçekleşir, çünkü annelerin çoğu hala aylık kanamayı hastalık, karın ağrısı kan ve depresyonla özdeşleştirirler; kızlarının "o hale" gelmesini üzüntüyle karşılar ve kendi olumsuz izlenimlerini onlara da aktarırılar. Delikanlılarda ise durum ancak tesadüfen fark edilir (Örneğin; pijama ya da yatak parçasında oluşan bir leke ile ), çocuk; ailesinin durumu anladığını durduk yerde kendisine temiz pijama verilmesinden ya da yatak takımlarının değiştirilmesinden anlar. Delikanlı ve aile bir araya gelip bu konuyu konuşmayı akıl bile edemez.

Pek çok aile için kızların ya da oğullarının eriştiği cinsel olgunluğun hiç sözünü etmemek çok daha fazladır(Pamir, 1988).

Cinsel Olgunluk ve Aile :
Ana-babanın yasaklarıyla engellendikçe ya da iletişim güçlüğü söz konusu olmadığı sürece yeni yetişkinlerin kendi aralarındaki tutumları bu konuda bambaşkadır. Yaşıtlar arasında cinsel olgunluğa erişmek uzun zamandan beri özlemle beklenen bir olaydır. "O iş" kimin başına gelmişse, arkadaşlarının arasında itibarı derhal artar.
Ergenlik öncesi çağda kızların çoğunlukla bir yakın arkadaşları varken erkek çocuklar grup halinde gezerler. Bu farkındalığın nedeni çoğunlukla kız ve erkek çocuklara uygulanan farklı eğitimdir. Erkek çocuklar, diğer çocukları arkadaş olarak görmeyi öğrenirken kız çocuklar başka kızları kendilerine rakip addederler ve çoğunlukla erkeklere yönelirler.

"Yakın" kız arkadaşlıkları çoğunlukla geçicidir. Bu arkadaşlık taraflar arasında ortak bir sır olduğu ve sır değerli bir hazine gibi korunduğu sürece geçerlidir. Bu tip kızların başında bir öğretmene, bir yıldıza duyulan hayranlık ve ergenlik çağındaki bedensel değişikliklerin birbirine anlatılması gerekir.



İki kız arkadaşın sık sık buluşmasına anne ve baba çoğunlukla karışmaz. Kızların birbirlerine yatıya kalmalarına da bir şey demez. Kızlara birbirlerini bedensel açıdan daha iyi tanıma ve özellikle göğüslerinin büyüklüğünü karşılaştırma olanağını böylece daha iyi elde ederler. Her ikisi de heyecanla "kadın olma"yı bekler. Bundan anladıklarına gelince : Yeterince gelişmiş göğüsler, genital kullanmanın tamamlanması. Aylık kanama bilinçlerinde yer almaz Bu bile oluşum, neşeyle değil, korkuyla beklenen bir şeydir. Buna karşın kızlar göğüsleriyle gurur duyarlar.

Erkek çocuklarda olmayan bir şey onlarda olmaktadır. Göğüsler, erkek çocuklarda ne başlangıçtan beri sahip oldukları penise karşı geç elde edilen birer övünç unsurudur.

Genç kızlık arkadaşlıklar çoğunlukla cinsel olgunluktan önce trajik şekilde son bulur: Kızlardan birinin aklı bir oğlan tarafından çelinir, o da ona karşı koyamaz, arkadaşını tek başına bırakıp oğlanla gezmek için bahaneler bulur. Terk edilen ile tüm sırlarını "bir erkek çocuğa" anlatmaktan çekinmeyen onun gibi bir kızla arkadaşlık etmeyi zaten istemez.

Erkek çocuk gruplarında da cinsel olgunluk önemli bir ol oynar. Bu konuda açık konuşulması son derece normaldir: "Tüylendin mi?", "fışkırtıyor musun?" gibilerinden. Olanaklar el verdikçe, spor salonunun giyinme odasında örneğin, penis büyüklükleri karşılaştırılır ve "kiminkinin daha çabuk sertleşeceği" gibilerinden yarışmalar yapılır.
Delikanlıların cinsel gelişmesinin ne denli prestij kazandıran bir olay olduğu bunlardan rahatlıkla anlaşılmaktadır. Çocuğun, yaşıtları arasında ileride hangi sosyal seviyeye geleceği cinsel gelişmenin derecesiyle belirlenir. Büyüklük karşılaştırması ya da diğer yoklamalar fazla bir cinsel anlam taşımaz. Daha çok sosyal sorunların çözümlenmesinde cinsellikten yararlanılır: Kim gruba ait olabilecek özellikler taşımaktadır, kim lider olacak, kim dışlanacaktır?

Çocukların birbirlerinin cinsel organlarına yönelttikleri tutma, çekme gibi saldırganca sayılabilecek davranışlar ve oyunlar, katılanların bile bilincine vardıkları gizli bir cinsel anlam taşır. Bu cinsel içerikli oyunlar her zaman belli bir yakın temas ve cinsel gerilimleri boşaltma arzusuyla yakından bağlıdır. Ama bu cinsel içerik saldırganlıkla örtbas edilir. Delikanlılar "ana kuzusu" gibi görünmek istemediklerinden can acıtarak ya da can acısına dayanarak "gerçek erkek" olduklarını kanıtlamaya kalkışırlar. Cinsel dokunuşlar hiç farkında olmadan (sözüm ona) yapılır, delikanlıların bu rastlantısal temaslara karşı yapacakları bir şey yoktur. Bu yüzden bunun sözünü etmemeyi yeğlerler.

Üyelerin kızlarla çıkmaya başlaması erkek çocuk gruplarını dağıtmaz. Aksine içlerinden pek çoğu bu tipte ilişkiyi ömürlerinin sonuna kadar sürdürürler. Özellikle genç yaşlarda grup her zaman kız arkadaştan önde gelir. Sorunlar belirdiğinde gruba sırt çevirmektense kız arkadaşa yol verilir


Bu site internet explorer Firefox ayırt etmeden 1024*768 çözünürlükte iyi gözükür.