Bilgi Merkeziniz - Aradığınız Herşey Hakkında Bilgi
Google
 

İnsanlar » İnsan hakları » İşkence ve kötü muamele

İnsan hakları hukuku bakımından işkence yasağı normu, yaşam hakkının, yani kişinin bedensel ve zihinsel bütünlüğünü koruma talebinin bir sonucudur. İşkencenin yasaklanmasının, evrensel ve mutlak bir talep olduğu; işkencenin meşru olabileceği hal ve zamanlar olamayacağı, devletler düzeyinde genel olarak kabul edilmektedir.

İşkencenin doğrudan hedeflediği, bir bireyin bütünsel kişiliğidir. Fakat işkence uygulamasının sistematik olması, onun doğrudan hedeflerinin yalnızca kişiler olmadığı bir durum yaratır. İşkence uygulamasının kendisi, bir kişinin kişi olmasına yönelik bir saldırıdır; onu sindirmeyi, terörize etmeyi amaçlar. Onun yakınları ve insan hakları sorunlarına duyarlı kişiler de işkence olgusundan etkilenirler. Ama işkencenin sistematik olması, bütün bir toplumu ve kamu yaşamını sakatlar. Bu durumda, işkence emrini verenler ve işkenceyi meşru görenler de dahil bütün toplum işkenceden etkilenir.

İşkenceye karşı sesini çıkaramayan, komşularının ya da başka yurttaşlarının işkence görmesi karşısında suskun kalmayı tercih etmek isteyen kişilerden oluşan bir toplum, korkuya teslim olmuş bir toplumdur. Böyle bir toplumda, kişiler kendi geleceklerine müdahale etme, kendi geleceklerini belirleme yeteneklerini kaybetmişlerdir.

Sistematik işkence, bütün toplumu terörize eder ve işkence karşısında suskunluk, terörün, dehşetin içselleştirilmesidir.

Devlet gerçekten de işkence yapmaz. Devlet adına da işkence yapılamaz. Devlet kavramı, yurttaşların güvenlikleri; bir arada güven ve barış içinde yaşamaları için yapılan düzenlemelere işaret eder. Oysa yurttaşlarının güvenliğini tehdit eden, onların yaşam hakkını ihlal edebilen bir devletten söz etmek, kavramsal bir aykırılık oluşturur. Oysa günümüzde bütün devletler adına, hükümetlerin görevlileri tarafında işkence uygulamaları yapılmıştır ve yapılmaktadır.

İşkence insana bir saldırıdır; ama yurttaş olmayı da önleyebilir. Yurttaş olmak, kamu yaşamına, toplumun ortak iyiliğinin oluşturulmasına katılmakla ilgilidir. Sistematik işkencenin terörize ettiği toplumlarda, çoğunluğun kamusal yaşama katılım kapasitesi zayıflar.

İşkencesiz bir dünyanın, işkencesiz bir Türkiye'nin oluşturulması için dayanışma, mağdurların desteklenmesi değildir yalnızca. İşkence, bütün yurttaların, bütün kamu aktörlerinin sorunudur. İşkenceye karşı dayanışma, işkencenin önlenmesi için aktif katılımla sağlanabilir. Bu, toplumsal geleceğimizi belirleme kapasitemizi onarma yolunda da önemli bir adım oluşturacaktır.

İŞKENCE NASIL TANIMLANIR

İnsanlıkdışı muamele ve cezalandırmanın türleri olan işkence, aşağılayıcı muamele ve her türlü kötü muamele, güvenlik görevlileri ile başkalarına karşı hukukî ya da pratik olarak ödev ve yetkileri olan kişilerin, ödevlerinden kaynaklanan yetkilerini kişi bütünlüğünü tehdit edecek şekilde kötüye kullanmasıdır.

İnsan onuruna ve kişisel bütünlüğe tehdit oluşturan, bu bakımdan ciddî sonuçlar doğurabilecek nitelikteki her türlü kötü muamele, genel olarak insanlıkdışı muamele olarak tanımlanır.

Kişinin hürriyetinden (serbestliğinden) yoksun bırakıldığı andan itibaren maruz bırakıldığı her türlü kötü muamele işkence olarak tanımlanabilir. İşkencenin belirlenmesinde, kişinin serbestliğinden yoksun bırakıldığı koşullar ve muamelenin ya da muamele tehdidinin kişideki etkilerine bakılır.

İşkence, yapılan muamelenin dozuna ya da fiziksel sonuçlarına bağlı olarak değil, tek bir durumdaki muamelenin niteliklerine göre belirlenir. İşkencenin sistematik bir idari pratik olarak görüldüğü ülkelerdeyse, hürriyetten yoksun bırakma işleminden itibaren işkence tehdidi, dolayısıyla da işkencenin fiziksel ve zihinsel etkileri, başka bir deyişle kişide insan yeti ve olanaklarını engelleyen etkiler başlayabilmektedir.

Hürriyetten yoksun bırakma işlemi öncesindeki ya da bu kapsam dışındaki her türlü kötü muamele, fiziksel ve zihinsel sonuçları bakımından (Türkiye Ceza Hukukundaki karşılığıyla) müessir fiil olarak tanımlanır.

Kişilerin kendileriyle ilgili algı ya da görüşlerine, özel yaşamlarına, serbestliklerinden yoksun bırakılmadan önce ya da sonra, müdahale teşkil eden her türlü muamele, aşağılayıcı muamele olarak tanımlanır.

İşkence ve her türlü kötü muamele yapanların cezalandırılmaması, dokunulmazlık olarak tanımlanır.

Kişilerin serbestliklerinden yoksun bırakıldığı durumlar, gözaltına alma, tutuklama ve cezaevinde tutuma ile yasal olmayan kaçırma, alıkoyma ve kaybetme pratiklerini kapsar.

HER TÜRLÜ KÖTÜ MUAMELENİN ÖNLENMESİNDE ÖDEVLER

Basın ve Yayın Kuruluşlarının Ödevleri
Basın ve yayın kuruluşları, yayın politikalarını insan haklarıyla belirlemelidir. Her türden kötü muameleyle ilgili sahip oldukları bilgileri kamunun dikkatini çekmeye özen göstermeye, kötü muameleyi her hangi bir neden ya da kaygıyla haklı gösterebilecek ifadelerden kaçınmalıdır.

Her türlü kötü muameleyle bilgileri saklamak, araştırmadan ya da herhangi bir kaygıyla haklı gösterilebilecek şekilde sunmak, ihlale katılmış sonucunu doğuracaktır.

Yurttaşların Ödevleri
Her yurttaş, özellikleri ne olursa olsun her kişiye karşı her türlü kötü muamelenin önlenmesinde, gücünün yettiği eylem neyse onu yapmalıdır: Okuma ve yazması olan her yurttaşın, işkence ve her türlü kötü muamelenin önlenmesi için en azından yetkililere mektup yazmaya gücü yeter.

İnsan hakları için dayanışma ödevlerinin yerine getirilmediği bir devlette yurttaşlık, içi boş bir kavramdır.


Bu site internet explorer Firefox ayırt etmeden 1024*768 çözünürlükte iyi gözükür.