Lületaşının yüzyıllardır ihracı Cumhuriyet dönemine kadar devam eder.Bu cevheri çıkarma ve düzeltme işlemleri sırasında elde kalan taş parçaları genellikle kadınlar tarafından ,tahtadan,elle çalışan basit tornalarda boncuk,tespih,kolye yapılarak bir yan gelir elde etmek amacıyla yakın zaman kadar devam etmiştir.Emek isteyen bu sanat ancak 1920 li yıllarda Türk sanatkarının ilgisini çekmiştir.Bu sanatla ilgili ilk ciddi çalışmalar Ali Osman DENİZKÖPÜĞÜ tarafından başlatılmıştır. Ali Osman DENİZKÖPÜĞÜ'nün başlattığı işletmecilik Eskişehir deki Çarşı Camii civarındaki küçük dükkanlardan gelişip yaygınlaşarak Eskişehir için önemli bir geçim yolu haline gelir.Lületaşının sürekli olarak ihracı işletmeciliğin önünü tıkamıştır.Yapılan modellerin sınırlı kalmasına tamamıyla sipariş yöntemiyle çalışmasına neden olmuştur.Bu çalışma stili sermaye birikimini de engellemiştir.Böylece özgün eserler yaratılması güçleşmiştir.
Lületaşının ham olarak ihracının 1968 yılında durdurulmasından sonra bir çok yeni atölye faaliyete başlamıştır.İhracın durdurulmasıyla Avusturya'nın lületaşlarımızla kurduğu "Viyana Lületaşı Endüstrisi "nin durumu sarsılmış ve yüzyılı aşan bir dönemden bu yana yararlanılamayan "Tekel Gücü"nün gerçek sahibin eline geçmesi yolunda ilk adım atılmıştır
Bu site internet explorer Firefox ayırt etmeden 1024*768 çözünürlükte iyi gözükür.
Sitemizde bulunan yazı ve makaleler sadece bilgi amaçlıdır.Tam doğru kesin olarak kabul edilmemelidir.Fakat bilgi evrenseldir.Farklı noktalarda doğrulukları değişmez.